Başka bi’şey!
“It don’t matter if you’re black or white” diye mırıldanıp zaman geçirdiğimde sene 1991′di. İlk aldığım yabancı albümdü “Dangerous” ve ilk beğenerek dinlediğim yabancı parçalardan biriydi “Black or White”.
Yanılmıyorsam 92′de gelip sadece el sallayıp gitmişti İstanbul’a. Onun için sokaklarda yatan adamları gösteriyordu televizyon.
Ataricilere gittiğim bir çocukluk dönemim oldu. Evimde Amiga vs. olmasına karşın. Moonwalker’ı oynardım deli gibi. Ekrandan geçen maymuna dokunup oyunun kahramanını robota dönüştürürdüm. Dans ettirerek adam dövdürtürdüm.
Kendime geldiğim dönemlerde ise ilk kez bir ademoğlunun renk değiştirdiğini öğrenmiştim. Şaşırdım kaldım.
Vitiligo hastalığının ne olduğunu bile bilmezdim. Ne yazık ki ondan dolayı öğrenmiştim.
Arkadaşlarımla sohbetlerimden birinde onunla aynı dönemde yaşadığımızın bile ayrıcalık olduğundan bahsettiğimizi hatırlarım.
Hoşçakal MJ.
Kavacık ile Hisarüstü’nü, Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan, 1988 yılından bugüne İstanbullunun hayatında olan 1,5 kmlik bir nesne. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü. 40 gün boyunca, ikişer şeridi kapatılmak suretiyle bakım çalışmasına alındı. Son iki gündür pek trafiğine yakalanmadan kullanabildim fakat erken çıkışlar erken gidişler de bir yere kadar. Eminim ben de bu işkencenin içerisinde kendimi bulacağım bir gün. Küfür üstüne küfür…
Dün eve dönerken aklıma takıldı da Allah korusun bir deprem ile bu köprüler yıkılsa veya bomba koysa biri uçursa havayı o zaman ne yapacağız acaba? İstanbul’un bitmiş olduğu andır o an! Asya’yı Avrupa’ya bağlayan en az 10 farklı yol olmalı böyesine büyük bir şehirde. Alttan, üstten, ikiz vs…
Peki trafiğe çözüm olarak ne düşünülmüş. Köprü geçişine zamn yapmak. Böylelikle trafiğe çıkışı engelleyeceklermiş. Bir arakdaşım vardı internet üzerinden tanıştığım. Bu tip cümlelere “PEH!” der geçerdi. Ben Pehzevenkler diye uzatıyorum onun sözünü!
Son Yorumlar